Deprem acıları




Bir doktor olarak ambulans işi yapıyorum. Deprem olur olmaz ambulanslar ve ekibimle yola çıktım. On saat sonra Malatya'daydım. İki ambulansım Malatya'da kalırken ikisi Maraş'a diğerleri Adıyaman'a yönlendirildi.


Ben Maraş'tayım. Yirmi altı saattir uyumadım. Psikolojimin çöktüğünü hissediyorum. Ben rahat bir insanım aslında. Daha önce psikolojimin bozulduğunu hiç hatırlamıyorum. Pek çok hasta gördüm binlerce ölümle karşılaştım.

İnanılmaz agresif ve sinirliyim. Kimseye tahammülüm yok. İlk günlerde inanılmaz bir trafik vardı. Hastaya gidemiyorum, hastayı alsam hastaneye götüremiyorum. Tamam diyorum herkesin acısı var, hastası var, haber alamadığı yakını var. Normal diyorum. Normal desem de trafik yaratanlara "ulan güvenli bir yerde durun işte" diyorum içimden.

Hastaneye gidiyorum. Hastayı teslim edeceğim biri yok. Hastane tıklım tıklım. Adım atacak yer yok. Getirdiğim hastaya kendim müdahale ediyorum. Organizasyon sıfır. tam bir kaos. Çocuğumun ateşi var doktor yok mu, diyen birinin boğazını sıkmayı düşünsem de duymazdan geliyorum.

Ambulansı çalışma yapılan bir enkazın yanına çekip bekliyoruz. Beklerken bir arka sokağa giriyorum. Pek çok bina göçmüş. Öyle yürüyorum anlamsızca. Çalışma yok orada. Sesler geliyor enkazın altından. Çocuk ya da kadın çığlıklar atıyor. Tek başıma yapabileceğim bir şey yok. Hiçbir şey yokmuş gibi yürüyüp gidiyorum.
O an birden ağlamaya başlıyorum. Toparlanıp işimin başına dönmem lazım ama göz yaşlarım durmuyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tayland'da yaşam

Doktor maaşı ve şiddetin nedenleri